Şahin Paksoy'un Güvercinleri

24/11/2008 · Kategori: Sahin Paksoy

AŞAĞIDAKİ YAZI VE RESİMLER İBRAHİM OK BEYİN TGYB FORUM SAYFASINA YAZDIĞI YAZIDAN ALINMIŞTIR.KENDİSİNE TEŞEKKÜRLER...




























Bu haftasonu Şahin PAKSOY'un güvercinlerini izlemeye gittim. Soldan sağa;Serdar EKİNCİ (Jardel USTA) Kendisi Şahin abinin Kuşları ile ilgileniyor, çok güzel cülük söküyor, kuşları hakkıyla eğitiyor. yani mükemmel bir kuş eğitmeni. İkinci; Muhtar amcamız. Kendisi binanın ve kuşların güvenliğinden sorumlu. Ayrıca da çok iyi ve farklı yemek türleri yapmakta üstüne yoktur. Şu anda da mezgit ziyafeti vermektedir. Üçüncü; birçok arkadaşımızın tanıdığı Şahin PAKSOY. Kendisinin asli mesleği mimar ve ressam olmakla birlikte, Adana ırkı kuşların neslinin bozulmaması, kuşçuluğa heyecan getirilmesi ve bu heyecanın devam ettirilmesi için maddi ve manevi fedakarlıktan kaçınmayan değerli bir abimizdir. Kuşlarının nesilleri 1980 li yıllarda 50 kuruşluk Ahmet'in en popüler olduğu dönemde uçurduğu ve iskenderundan aldığı Katrani erkekle, Kanburun kızı katrani dişiden alınan yavrulardan olan itler olarak nam yapan ve daha sonra canavar Selah'ın devesi ile yine 50 kuruşluk Ahmet'in Bensiz Şamisinin kızları ile çılgınların babası olan ve dede lakaplı kara mavili ( 2006 yılında 14 yaşında öldü) zırhlının yavruları ve torunlarıdır. En meşhur damızlıklarından biri de kökeni Mustafa PAKSOY'a dayanan ve malum yollarla elinden çıkan ve daha sonra bankacıya geçen lacivertli lakaplı küçük itin oğlu olan 500 lükdür. Bu kuşun anası bensiz şaminin kızı olan ve aynı zamanda çılgınlarında anası olan mavili dişidir. Adanada geçmiş yıllarda ün ve nam yapmış belli başlı safkan kuşların nesilleri hala kümesinde mevcut olup hali hazırdaki kuşlarının isimleri şunlardır. Bozuk Arap= Dedenin torunu, çılğının oğlu (9 yaşında). 500 lük= itlerin nesli. Balyoz= Anası çılgının bacısı, babası rahmetli deli Bülent de cülük çıkma deve ve it kırması olan şahinin kardeşinin oğlu mavili zırhlıdır. Kör katrani zırhlı= babası küçük it, anası şahinin bacısı. Yukarıda sayılan kuşlardan yavrular almakta olup renkleri ağırlıklı olarak katrani ve kara mavili zırhlılardır.





























Meşhur Beşyüzlük








































































































































































































Yapım Aşamasındadır....












Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

Etiketler : Şahin Paksoy'Un KUşları

Güvercinlerin Beslenmesi

5/10/2008 · Kategori: Guvercinlerin Beslenmesi






GÜVERCİN YEMİ ÇEŞİTLERİ
Güvercin yetiştirmeye ilk kez 12 yaşımda başlamıştım. O dönemde kuşlarıma yem olarak sadece buğday veriyordum. Başlangıç yıllarımda zavallı kuşlarım buğdaydan başka bir yem tanımadan ömürlerini geçirdiler. Bu olay bir insanın ömür boyu sadece ekmek yemesi gibi bir şeydir. Buğday diğer yemlere göre kısmen daha ucuz olduğu için yetiştiriciler tarafından çok tercih edilen yemlerin başında gelmektedir. Ancak sağlıklı bir yemleme de buğdayın yanı sıra bir çok yem çeşidine de ihtiyaç duyulmaktadır. Şimdi anlıyorum ki, profesyonel anlamda yetiştiricilik çok bilinçli ve eğitimli olmayı gerektiriyor. Ülkemizde özellikle son yıllarda profesyonel yetiştiriciliğin hızla geliştiğini görmek gerçekten çok sevindirici. İster form güvercini ister performans güvercini yetiştirelim sağlıklı güvercinler elde edebilmenin yolu beslenmeden geçmektedir. Kuşlarımızdan beklediğimiz verimi alabilmek için onların beslenmesine gereken önemi göstermek durumundayız. Güvercinlerimizin de bir çok canlı gibi protein, karbonhidrat ve yağ olmak üzere bazı temel besin maddelerine gereksinimleri vardır. Bunun yanı sıra gerekli vitamin ve mineralleri almaları gerekir. Güvercinlerimiz yaşam döngülerinde belli dönemlerden geçerler. Yavru dönemi, tüy değişim dönemi, kış dönemi şeklinde adlandırabileceğimiz bu dönemlerde kuşlarımızın besin ihtiyaçları farklılık gösterir. Bilinçli yetiştiriciler bu dönemlerde farklı karışımlar (rasyonlar) hazırlayarak ihtiyaca yönelik bir beslenme düzeni uygularlar. Bir güvercin günde ortalama olarak canlı ağırlığının %10’u kadar yem tüketir. Güvercinlerin ağırlıkları ırklara göre değişir. Ortalama olarak bir güvercinin 400 gr. geldiğini varsayarsak bu güvercin günde 40 gr. yem tüketir. 25 güvercini olan bir yetiştiricinin günlük yem gereksinimi 1 kg. kadardır. Yemleme genel olarak günde bir kez ve akşamüzeri yapılır. Bazen özellikle de yavru büyütme dönemlerinde günde iki defa yemleme yapılabilir. Bu durumda toplam verilen yem miktarı günde bir kez verilen yem miktarına eşit olmalıdır. Bu durumda toplam yemin 1/3 kadarı sabah, 2/3 kadarı akşam verilmelidir. Güvercinler yemlenirken kural olarak özel yemlikler kullanılır. Yerde yemleme yapılmaz. Ancak çok fazla sayıda güvercinin bulunduğu ortamlarda örneğin 100-150 kuşluk kümeslerde yerde yemleme yapmak gerekiyorsa yemleme yapılacak yerin temiz olmasına dikkat edilmelidir. Temiz değilse temizlendikten sonra yemlemeye geçilmelidir. Hiçbir surette yem ile dışkının birbirine temas etmesine izin verilmemelidir. Yemeğinizi tuvalette ve yerde yemek durumunda olsaydınız sanırım bu hiç hoşunuza gitmezdi. Güvercinlerimiz için de durum çok farklı değildir. Onları tuvalette yem yemek durumunda bırakmaya hakkımız yoktur. Eğer farklı güvercin ırkları aynı anda yemleniyorlarsa, her ırkın yem tüketme hızı farklıdır. Bu farklılıkların göz önüne alınması ve mümkünse her ırkın farklı zamanlarda yemlenmesine çalışılmalıdır. Böylece yemleme sırasında kuşlarımızın yemden adil bir şekilde yararlanmasını sağlamış oluruz. Yemlerin kapalı ortamlarda özenle saklanması ve küflenmesinin önüne geçilmelidir. Ülkemizde yetiştirilen evcil güvercinlerin tamamı tane ve tohum ile beslenme alışkanlığı olan kuşlardır. Güvercinlerde yem olarak kullanılan tane ve tohumların başlıca çeşitleri, buğday, arpa, yulaf, mısır, sorgum (akdarı), pirinç, mercimek fiğ, burçak, çılban, bakla, bezelye, fasulye, soya fasulyesi, kolza (kanola, rapiska), kenevir tohumu (çedene), keten tohumu, ay çekirdeği ve aspir (kardi) olarak sıralanabilir. Güvercinlerimize hangi yem karışımlarını uygularsak uygulayalım dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta yemlerin taze olması gerektiğidir. Bir yemin tazeliği bu yemin çimlenme yeteneğini kaybetmemiş olması ile ölçülür. Çimlenme yeteneğini yitirmiş yemler tercih edilmemelidir. Özet olarak “kısır tohum” yem için uygun değildir. Bu bakımdan yemlerinizi bildiğiniz ve güvendiğiniz bir yemciden almanız yerinde olur. Güvercin yemi satan dükkanlarda genellikle güvercinler için hazırlanmış yem karışımları bulunmaktadır. Bu yem karışımlarını tercih etmemeniz yararınızadır. En doğrusu kendi yem karışımınızı kendinizin ayarlamasıdır.

Güvercin yemi olarak kullanılan bütün bu yem çeşitlerinin protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve selüloz (kaba lif) oranları birbirinden farklıdır. Ayrıca bazı yem çeşitlerinin güvercinlerimizde farklı etkileri bulunmaktadır. Bu yem çeşitlerinin tamamına yem satan dükkanlarda rastlayabilmek pek mümkün olmaz. Ayrıca hepsini bulmaya gerek de yoktur. Çoğu benzer içeriklere sahiptir. Bu bakımdan bütün yem çeşitlerinin özelliklerini bilmek, hangisinin hangisi yerine kullanılabileceğine karar vermek önemlidir. Dönemine göre uygun yem karışımları hazırlayabilmek açısından yem çeşitlerini özelliklerine göre gruplara ayırarak tanıtmak istiyorum.

KARBONHİDRAT AĞIRLIKLI GÜVERCİN YEMLERİ

1) Buğday: Buğdaygiller ailesinden Triticum cinsinden bir tahıl bitkisi olan buğday, çok eski devirlerden beri kullanılmaktadır. Anadolu’da günümüzden yaklaşık 6000 yıl önce buğday tarımı yapıldığı bilinmektedir. Binlerce çeşidi geliştirilmiş bir bitkidir. Ülkemizde üretilen buğdayın çok büyük bir bölümü insanlar için besin gereksinimi amacı ile kullanılır. Öğütme artıkları ise hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Her buğday çeşidinin besin içeriği değişiktir. Genel olarak bir buğday tanesinin içinde, %70’i karbonhidrat, %13 protein, %2 yağ, %2 kaba lifler (selüloz), % 2 mineral vardır. Ayrıca bazı B vitamini çeşitleri ile az miktarda da A vitamini de bulunur. 50 gr. buğday yaklaşık 165 kalori verir. Bu ortalama olarak güvercinlerimizin günlük tüketimine eşittir.

2) Arpa: Buğdaygiller ailesinden Hordeum cinsinden bir tahıldır. Güç iklim koşullarına uyumludur. Türkiye’de buğdaydan sonra en çok yetiştirilen tahıl çeşididir. Dünyada arpa üretiminin yarısı hayvan yemi amacı ile yapılmaktadır. Bir arpa tanesinin içinde yaklaşık % 67 karbonhidrat, %10 protein, %2 yağ, %5 kaba lifler (selüloz) ve kalsiyum, fosfor ile az miktarda da B vitamini bulunur. Başaksız arpa kuşlarda hastalığa neden olabilmektedir. Kış aylarında güvercinlerin yağlanmasını engellemek amacı ile yem karışımlarındaki arpa oranı artırılır.

3) Yulaf: Buğdaygiller ailesinden Averna cinsinden bir tahıldır. Buğday ve arpaya göre çok daha yeni bulunmuş bir tahıldır. İlk kez MS. 1. Yüz yılda yetiştirilmeye başlanmıştır. Dünyada daha çok hayvan yemi olarak üretilmektedir. Bir yulaf tanesinin içinde yaklaşık % 64 karbonhidrat, %12 protein, %6 yağ, % 10 kaba lifler (selüloz) ve kalsiyum, demir ile az miktarda da B vitamini bulunur.

4) Mısır: Buğdaygiller ailesinden Zea mays cinsinden bir tahıldır. Dünya tahıl üretiminde buğdaydan sonra önemli bir yer tutar. Üretilen mısırın büyük bir bölümü besin ve hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Mısır bitkisi sahip olduğu tanelerin şekline göre bir çok çeşide ayrılır. Bir mısır tanesinin içinde yaklaşık % 70 karbonhidrat, %9 protein, %4 yağ, %2 kaba lifler (selüloz) ve az miktarda mineral bulunur. Büyük taneli olanlarının güvercinlerin kolay tüketimi için kırılması gerekir.

5) Sorgum (Akdarı): Buğdaygiller ailesinden ot ve tane verimi yüksek bir tahıl türüdür. Sorghum biocolor, L. Moench bilimsel adı ile bilinir. Daha çok ikinci ürün olarak ülkemizde geliştirilmeye çalışılmaktadır. Sıcak iklim bitkisi olan sorgum, ülkemizde hayvancılık sektöründe yem bitkisi olarak kullanılmaktadır. Ak darı adı ile bilinmektedir. Sudan otu ile melezlenerek çeşitli tipleri geliştirilmiştir. Daha küçük taneli olan ve kum darı ya da “muhabbet darısı” olarak da bilinen Panicum miliaceum tipleri daha çok kafes kuşlarında yemlik olarak kullanılır. Bir sorgum tanesinin içinde ortalama olarak % 70 karbonhidrat, %10 protein, %2.5 yağ, % 2.5 kaba lifler (selüloz) ve demir bulunur.

6) Pirinç : Buğdaygiller ailesinden Oryza cinsinden bir tahıldır. 25 kadar türü ve yüzlerce çeşidi geliştirilmiştir. Dünya tahıl üretiminde buğday ve mısırdan sonra üçüncü sırayı alır. Pirinç su içinde yetiştirilen tek tahıl bitkisidir. Türkiye’ye 500 kadar önce güneyden girmiştir. Hasat sonrası yapılan parlatılma işlemi sırasında besin değerinin çoğunu yitirir. Besin olarak pilavlık pirinç ağırlıklı olarak karbonhidrat içerir. Bir pirinç tanesinin içersinde ortalama olarak % 72 karbonhidrat, %9 protein, %3 yağ, % 2 kaba lifler (selüloz) ve demir bulunur. Pirinç güvercinlerde su tutucu olarak bilinir. Bu nedenle bir hastalıktan kaynaklanmayan sulu dışkı durumlarında yem olarak pirinç verildiğinde olumlu etki yapar. Daha ucuza gelmesi açısından kırık pirinç alınabilir.

PROTEİN AĞIRLIKLI GÜVERCİN YEMLERİ

1) Mercimek: Baklagiller ailesinden Lens esculenta bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Bu tohumlar besin amacı ile kullanılmaktadır. Farklı bir çok çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerde tohum renkleri sarı, kahverengi, turuncu, gri ve yeşil olmak üzere değişiklik gösterir. Bazı çeşitleri ise alacalı ve benekli olabilmektedir. Şanlıurfa ilimiz başta olmak üzere güneydoğu bölgemizde yoğun olarak üretilmektedir. Türkiye, dünya mercimek üretiminde önemli bir yere sahiptir. Bir mercimek tanesinin içinde ortalama olarak % 51 karbonhidrat, % 22 protein, % 1.5 yağ, % 4 kaba lifler (selüloz) bulunur. Ayrıca demir, fosfor ve B vitamini açısından zengin bir tohumdur. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir.

2) Fiğ: Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Bu bitkinin meyveleri içinde 2–10 arasında tohum bulunur. Bu tohumlar yem olarak kullanılmaktadır. Vicia sativa (adi fiğ), Vicia villosa (tüylü fiğ), Vicia narbonensis (koca fiğ) ve Vicia pannonica (Macar fiği) gibi çeşitleri ülkemizde de yetiştirilmektedir. Bir fiğ tanesinin içinde ortalama olarak % 54 karbonhidrat, % 27 protein, % 1.5 yağ, % 4 kaba lifler (selüloz) bulunur. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir.

3) Burçak: Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Fiğ ile yakın akrabadır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Vicia ervillia bilimsel adı ile tanılan Burçak, ülkemizde oldukça yaygındır. Boğumlu meyvelerinin içinde 2–4 tohum bulunur. Bu tohumlar yem olarak kullanılmaktadır. Sindirimi kolay proteinler içermektedir. Bir burçak tanesinin içinde ortalama olarak % 55 karbonhidrat, % 22 protein, % 1.5 yağ, % 4 kaba lifler (selüloz) bulunur. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir.

4) Çılban (Cılban): Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Çılban bir tür yabani fiğ çeşidi (vicia spp) olarak bilinir. Boğumlu meyvelerinin içinde bulunan tohumlar yem olarak kullanılır. Besin içeriği fiğ ve burçak gibidir. Özellikle yavruların çabuk gelişimini sağladığı için tercih edilen bir yem çeşididir.

5) Bakla: Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Vicia faba bilimsel adı ile tanılan Bakla, ülkemizde oldukça yaygındır. Fiğ ve burçak ile yakın akrabadır. Meyveleri (yeşil bakla) ve kurutulmuş tohumları (kuru bakla) yemeklik olarak kullanılmaktadır. Kuru bakla olarak bilinen bakla tohumları aynı zamanda yem olarak da kullanılırlar. Tohumları uzun ve yassıdır. Yeşil (taze) bakla üretimi, Antalya, Mersin, Aydın gibi illerimizde yaygındır. Kuru bakla üretimi ise daha çok, Çanakkale ve Balıkesir illerimizde yapılmaktadır. Bir bakla tanesinin içinde ortalama olarak % 50 karbonhidrat, % 25 protein, % 2 yağ, % 7 kaba lifler (selüloz) bulunur. Güvercinlere verilecek baklanın kolay yiyebilmeleri için kırık bakla olması gerekmektedir. Güvercinler tarafından isteksiz olarak tüketilen bir yem çeşididir.

6) Bezelye: Baklagiller ailesinden Pisum sativum bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin genellikle yuvarlak biçimli tohumlarıdır. Tohumlar 10 cm. kadar uzunluğu bulunan yeşil meyve kısmının içinde yer alır. Bir meyve içinde yeşil, sarı, alacalı, beyaz gibi renk çeşitleri olabilen 5-10 kadar tohum bulunmaktadır. Genel olarak yemeklik amacı ile üretilir. Ancak bu tohumlar yem olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde bezelye üretimi, Mersin, Adana, Antalya, Bursa ve Aydın gibi illerimizde yaygındır. Bir bezelye tanesinin içinde ortalama olarak % 57 karbonhidrat, % 23 protein, % 1.5 yağ, % 6 kaba lifler (selüloz) bulunur.

7) Fasulye: Baklagiller ailesinden Phaseolus vulgaris bilimsel adı ile tanılan bir bitkidir. Tohumları 5-25 cm. kadar uzunluğu bulunan genellikle yeşil renk olan meyve kısmının içinde yer alır. Meyve kısımları yassı, yuvarlak, düz ya da kıvrık olabilmektedir. Meyve kısımları yeşil fasulye olarak bilinir ve yemeklik amacı ile kullanılır. Meyve kısmının içinde bulunan genellikle böbrek biçiminde, yassı, yuvarlak olabilen tohumları ise hem yemeklik hem de yemlik olarak kullanılabilmektedir. Ülkemizde fasulye üretimi, başta Bursa olmak üzere bir çok ilimizde yaygındır. Bir fasulye tanesinin içinde ortalama olarak % 58 karbonhidrat, % 20 protein, % 2 yağ, % 6 kaba lifler (selüloz) bulunur. Ayrıca demir ve B vitamini açısından zengin bir bitkidir. Güvercinlere verilecek fasulyenin kolay yiyebilmeleri için kırık olması gerekmektedir.

PROTEİN VE YAĞ AĞIRLIKLI GÜVERCİN YEMLERİ

1) Soya fasulyesi: Baklagiller ailesinden Glycine max ya da Glycine soja bilimsel adı ile tanılan bir bitkidir. Fasulyeye benzer ancak daha küçük yapılı ve yuvarlak biçimlidirler. Tohumlar meyve kısmının içinde yer alır. Tohumları besin olarak kullanılmaktadır. Ayrıca tohumların çimlendirilmesi ile elde edilen soya filizleri salata olarak tüketilmektedir. Buğdayla birlikte mayalandırılarak hazırlanan soya sosları ise çeşitli yemeklerde sos olarak kullanılır. Soya fasulyesinin tohumları sarı, yeşil, kahverengi, siyah ya da iki renkli alacalı olabilmektedir. Tüm baklagiller içersinde besin değeri en yüksek ürünlerden biridir. Ülkemizde soya fasulyesi üretimi, başta Adana olmak üzere Orta Karadeniz bölgemizde yaygındır. Bir soya fasulyesi tanesinin içinde ortalama olarak % 37 karbonhidrat, % 38 protein, % 17 yağ, % 5 kaba lifler (selüloz) bulunur. Güvercinlere verilecek soya fasulyesinin kolay yiyebilmeleri için kırık olması uygundur.

2) Kolza (Kanola, Rapiska): Bilimsel olarak Brassicaceae adı verilen turpgiller ailesinin bir üyesidir. Brassica napus’un oleifera alt türü olarak bilinir. Ülkemizde çok yaygın değildir. Almanya’dan ithal edilen “Quinta” çeşidinin daha çok Adana ilimizde sınırlı bir üretim alanı bulunmaktadır. Uzun meyvelerinin içinde çok sayıda kahverengi tohum bulunur. Tohumlarında yağ oranı yüksektir. Yemeklik yağ yapımında ve çeşitli sanayilerde kullanılmaktadır. Bir kolza tanesinin içinde, % 22 Karbonhidrat, % 18 protein, % 44 yağ, % 6 selüloz bulunmaktadır. Gelişme evresindeki yavrularda tüy renklerinin derinliğini artırır.

3) Kenevir Tohumu (Çedene): Kendirgiller ailesinin bir üyesidir. Bilimsel olarak Cannabis sativa adı ile bilinir. Lifleri sicim ve halat yapımında kullanılır. Tohumları ise kuş yemi olarak değerlendirilir. Kenevir bitkisinin farklı bir tipinin çiçeklerinden esrar elde edilir. Kenevir ülkemizde en çok Karadeniz bölgemizde üretilmektedir. Tohumlarında yağ oranı yüksektir. Bir kenevir tanesinin içinde, % 18 Karbonhidrat, % 20 protein, % 33 yağ, % 16 selüloz bulunmaktadır. Yavru güvercinlerde cinsiyet gelişimini hızlandırdığı bilinmektedir. Ayrıca güvercinlerde tüylerin renginin parlak olmasını sağlar. Gelişme evresindeki yavrularda tüy renklerinin derinliğini artırır. Özellikle sarı ve kırmızı renk güvercinlerde bu durum daha belirgindir. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir. Fazla verilmesi durumunda sulu dışkıya neden olabilir.

4) Keten Tohumu: Ketengiller ailesinin bir üyesidir. Bilimsel olarak Linum usitatissimum adı ile bilinir. Lifleri kumaş dokumacılığında kullanılır. Keten kumaş nem çekiciliği sağlam ve dayanıklılığı ile bilinir. Tohumları ise kuş yemi olarak değerlendirilir. Keten ülkemizde en çok Marmara bölgemizde üretilmektedir. Tohumlarında yağ oranı yüksektir. Bir keten tanesinin içinde, % 22 Karbonhidrat, % 24 protein, % 31 yağ, % 10 selüloz bulunmaktadır. Güvercinlerin yuvaya alıştırılma döneminde keten tohumu verilmesi kuşun yuvaya kolay bağlanmasını sağlar. Ancak keten tohumu fazla verilmemelidir. Fazla verilmesi durumunda ishal yapar.

5) Ay çekirdeği: Bilimsel olarak Asteraceae adı verilen bileşikgiller ailesinin bir üyesidir. Helianthus annuus adı ile bilinen ay çekirdeği, bu bitkinin tohumlarıdır. Tohumlarında yağ oranı oldukça yüksektir. Ekonomik değeri oldukça yüksek bir bitkidir. Diğer ekonomik kullanımlarının yanı sıra, tohumları kurutulup kavrulduktan sonra çerez olarak da tüketilmektedir. Bir ay çekirdeği tanesinin içinde ortalama olarak % 20 karbonhidrat, %19 protein, %40 yağ, % 10 kaba lifler (selüloz) bulunur. Ay çekirdeği, A, B, D, E vitaminlerinin yanı sıra demir, fosfor, potasyum ve mineraller açısından da zengindir. Ülkemizde Marmara ve Trakya bölgeleri başta olmak üzere Ege bölgesi ve Orta Karadeniz bölgemizdeki illerde üretilmektedir. Güvercinler için yem olarak kullanılanlarının tohumları küçüktür. Güvercinler bunları kabukları ile birlikte tüketirler. Güvercinlere yem olarak kullanılanlarının kavrulmamış olması gerekir. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir.

6) Aspir (Kardi): Bilimsel olarak Asteraceae adı verilen bileşikgiller ailesinin bir üyesidir. Carthamus tinctorius adı ile bilinen aspir çiçekli bir bitkidir. Ülkemizde dönüşümlü ekip bitkisi olarak geliştirilmeye çalışılmakla birlikte çok yaygın değildir. Balıkesir ve Isparta ilimizde ağırlıklı olarak yetiştirilmektedir. Özellikle tohumlarından yağ elde etmek amacı ile üretilmektedir. Doymamış yağ oranının fazla olması nedeni ile perhiz yemeklerinde kullanımı yaygındır. Tohumları bazı yörelerde müshil olarak kullanılmaktadır. Bir aspir tanesinin içinde ortalama olarak %30 karbonhidrat, %18 protein, %33 yağ, % 7 kaba lifler (selüloz) bulunmaktadır.

DENGELİ BESLENME

Tüm canlılarda olduğu gibi güvercinlerde de dengeli beslenme çok önemlidir. Kuşlarımızın dengeli beslenebilmeleri için gereken yem karışımlarını hazırlarken, onların ihtiyaç duydukları temel besin maddelerine olan gereksinimlerini göz önüne almamız gerekir. Güvercinlerin temel besin maddelerine olan gereksinimleri içinde bulundukları döneme göre değişmekle birlikte ortalama bazı değerler vermek yararlı olacaktır. Hazırlanacak yem karışımları çok değişik varyasyonlardan oluşabilir. Bu varyasyonlar ne olursa olsun aşağıdaki oranların genel olarak korunmasına dikkat etmek gerekir

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Etiketler :

Güvercindeki Yavru Verimi

23/9/2008 · Kategori: Guvercinlerde Ureme

Kümesimizdeki güvercinlerimizin arzuladığımız yöndeki özelliklerini geliştirebilmek için, yani en iyilerini seçip, en iyilerinden yavrular elde etmek için yavru veriminin bol olması gerekir. Yavru verimi denilince yılda çift başına yeme düşürdüğümüz yavru sayısı kastedilmektedir. Eğer bir üretim sezonunda çift başına ortalama yavru sayımız 6 değilse kümesinizde bir problem var demektir. Üretim sezonu şubat ile temmuz ayları arasıdır. Şubat ortasında çiftleştirme, şubat sonu yumurtlama, mart ortası yavruların çıkışı, nisan ortası yeme düşmeleri ve aşağı yukarı her ay bir çift yavrudan temmuz ortasına kadar eder dört çift yavru. Elbetteki her çiftten sekiz yavru elde etmek mümkün değil. Dolayısıyla şift başına ortalama üç çift yavru diyoruz.

Düşük yavru veriminin çeşitli nedenleri olabilir. Öncelikle en iyi sayıda yavruya ulaşabilmek için önkoşullar neler onlara bir göz atalım.

1. Kuşlara (ana, baba) bağlı nedenler:
a- Ana babaya bağlı nedenlerin en başında sağlık gelmektedir. Ancak sağlıklı kuşlardan sağlıklı ve yeterli sayıda yavru elde edilebilir. Dişi kuşun cinsiyet organları onun yumurtlaması için gerekli işleyişe sahip olmalıdır. Aynı zamanda erkeğin cinsiyet organları da yumurtayı dölleme yeteneğinde olmalıdır. Sağlık ile ilgili konuları başka bir yazımda detaylı olarak işleyeceğim. 
b- Ana ve baba yumurtlama gerçekleştikten sonra onların üzerinde yatarak ve gerektiğinde onları çevirerek, bu yumurtalardan yavru çıkması için gerekli davranışları gösterme yeteneğinde olmalılar.
c- Bildiğimiz gibi yavrular çıktıktan sonra ilk günlerde kursak sütü ile beslenirler. İşte yine ana ve babanın süt salgılama yetenekleri yerinde olmalıdır. Kursak sütü salgısı kuş yaşlandıkca geriler. Dolayısıyla eşler seçilirken yaşlı kuşlara genç eşlerin verilmesine dikkat edilmelidir. Çift, yavrularına düşkün olmalı yani yavruya bakma özellikleri güçlü olmalıdır.

2. Çevreye bağlı nedenler:
a- Çevreye bağlı nedenlerin başında besleme gelmektedir. Üretim sezonu dışında özellikle dişilerin yağlanmamasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle kışın mümkünse ağırlıklı olarak arpa verilmelidir. Yemleme bir kez yapılmalı ve kuşların yiyebildikleri kadar arpa verilmelidir. Eğer buğday veriliyorsa miktarını dörtte bir oranında azaltınız. Özellikle soğuk günlerde veya uzunca uçuşlar sonrasında yemlerine bir miktar mısır katınız yada normalde verdiğiniz yemden biraz fazlasını veriniz. Kuşlarınızı çiftleştirmeden bir hafta önce, onların eni konu kızmalarını sağlamak için yemlerine fiğ, kırık bakla, burçak ve yemlik bezelye gibi proteinli daneler katınız ya da dörtte bir oranında piliç besi yemi veriniz. Yumurtlama sonrasında bu tip yemlemeye devam ediniz. Yavrular 7-10 günlük olduktan sonra yemdeki proteinli dane oranını yada piliç besi yemini arttırınız. Yem yanısıra temiz ve berrak suda çok önemlidir. Mümkünse kümeste hergün taze su bulundurulmalıdır.
b- En az besleme kadar kümesin havalanması ve güneş alması da önemlidir. Hayvanların gübresinden dolayı kapalı kümeslerde amonyak oranı çok çabuk yükselir. Amonyak, özellikle nemli bölgelerde daha da büyük bir sorundur. Kuşlarımızın üşümesinden korkmayalım. Kümeslerimizi elimizden geldiğince iyi havalandıralım. Nem ve kötü hava soğuğa nazaran kuşlarımızın daha büyük düşmanlarıdırlar. Kümesimizde büyük havalandırma açıklıklarının olması ve özellikle iyi havalarda bunların açılmaları çok önemlidir. Diğer zamanlarda da rüzgardan korumak yeterlidir. Kümesin havasının kötü olmasının diğer bir nedeni de kümesin hayvan sayusuna göre küçük olmasıdır. Sevgili yetiştiriciler, hayvan sayınızı kümesinize göre ayarlayınız. Önemli olan kuşlarımızın sayıca fazla olmaları değil, kaliteli ve sağlıklı olmalarıdır.
c- Yuvalıklar mümkün olduğunca büyük olmalıdır. Yuvalıklar, yetiştirdiğimiz kuşlarımızın büyüklüklerine bağlı olarak en az 50 cm genişliğinde, 40 cm derinliğinde ve 30 cm yüksekliğinde olmalıdır.Yuvalığın içerisine ya tahtadan yada piyasada satılan yuvarlak plastik folluklardan koyunuz. Bunlar yavruların temiz kalmasını, dolayısıyla kolay kolay hastalanmamasını sağlar.

Sevgili güvercin severler, gördüğünüz gibi başarılı bir kümes yönetimine giden yol kolay değil. Elbetteki yukarıda size önerdiklerimizi yapmak zorunda değilsiniz. Dediğim gibi bunlar öneri. Yavru veriminin nelere bağlı olduğunu gördükten sonra eminim sizler de kendi kümesinizde düzeltmeniz gereken problemleri, bizim de önerilerimizi dikkate alarak kendi yöntemlerinize göre çözeceksinizdir. 

Doç. Dr. Türker Savaş

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Etiketler :

Hastalıklar

17/9/2008 · Kategori: Guvercin Hastaliklari

PMV 1




TRICHOMONAS







SALMONELLA




CORYZA





POX




ORNİTHOSİS





COCCİDİOSİS



STREPTOCOCCOSIS



HAİR WORMS (KIL KURDU)



İÇ PARAZİTLER



HAEMOPHILLUS



ONE EYE COLD




Hastalıklar Ve Belirtileri

Bu yazıda güvercinleri tehdit eden hastalıklardan ve bu hastalıkların belirtilerinden bahsedilmektedir. Aslında bu hastalıkların çok daha uzun metinlerle tarif edilmesi gerekmekte ise de bu makaledeki amaç esas olarak hastalıkların anlatılması değil de hastalıkların pratik şekilde tanımına ve teşhisine yardımcı olmaya yöneliktir. Hastalanan güvercinimizin hangi hastalığa yakalanmış olduğunu ve bu hastalığın ne tür bir hastalık olduğu aşağıdaki bilgiler yardımıyla öğrenip tedaviye geçebiliriz. Tedavi ise şekil olarak anlatılmış ise de ilaç tavsiye edilmemiştir. Bunun da nedeni aynı hastalıklara karşı bir çok ilacın piyasada satılıyor olmasıdır. Öncelikli olarak teşhis yapılmalıdır. İlaçlarda tercih ise herkesin kendisine kalmıştır. Ancak en tehlikeli üç hastalıktan paratifos salmonellas bakterisinin bir çok çeşit antibiyotiğe karşı dayanıklılık kazanmış olduğunu,Pamuk yani trikomonos virüsünün de çok dayanıklı olduğunu ve ağır antibiyotikler ile uzun süreli tedaviler gerektirdiğini ve paramikso,diğer adıyla Newcastle hastalığının da tedavisinin uzun,zor ve zahmetli olduğunu hatırlatmak isterim.

SİRKOVİRÜS (CİRCOVIRUS)

İlk defa 1998 yılında Belçika'da ortaya çıkan sirkovirüs adından daha da fazla bahsettirmektedir. Sirkovirüs çok genç kuşların timus ve fabrisius keselerini enfekte eden viral bir hastalıktır.Bu organlar güvercinin bağışıklık sisteminin (dayanıklılık ve savunma) gelişimi için olmazsa olmaz iki organdır.Bu organların zayıflaması ile güvercinler enfeksiyonlara daha duyarlı olur ve bazı aşıların (mesela paramiksovirüs) etkisi azalabilir.
Birçok araştırma güvercinlerin büyük bir bölümünün şimdiden bu virüs ile enfekte olmuş ya da karşılaşmış olduğunu ispat etmektedir. Bu arada bu hastalığın gerçek sonuçları hakkında pek az şey biliyoruz. Sonuçlardan başlıca tanıdığımız bu hastalığın getirdiği enfeksiyonların bizim geleneksel ilaçlarımızla alt edilebildiğidir.

BELİRTİLER

Hemen hemen her zaman ortaya çıkan sonraki enfeksiyonlar aşağıdakilerdir

Paramiksovirüs Ø
Herpes ya da Ø adenovirüs
Kolibasili ya da paratifo Ø
Mikoz (asperjilos ya da Ø kandidoz)
Trikomonoz Ø
Vs Ø
ÖNKORUMA

Sıkışık olmayan ve sağlık koşullarına uygun güvercinlikler kuşçuluğu tehdit eden bu yeni hastalıkla mücadelede önemli bir rol oynamaktadır. Aşısı henüz yoktur.

TEDAVİ

Hastalığa karşı bir şey yapılamamaktadır. Ortaya çıkan sonraki enfeksiyonların tedavileri de o hastalıkların ilaçları ile yapılmalıdır.

KOKİDİYOZ (COCCİDİOSE)

Bu hastalık güvercinlerde sıklıkla teşhis edilmekte, ancak çok ağır bir enfeksiyon durumunda hastalık ortaya çıkmaktadır. Trikomonoz hastalığının tersine güvercin kokidiyoz hastalığına dayanabilmektedir. Yalnızca ağır bir enfeksiyon durumunda tedavi gerekliliği ortaya çıkar.Eimeria Labbeana ve Eimeria Columbarum bağırsak zarında çoğalarak bağırsağa zarar veren parazitlerdir.
Buna bağlı olarak gıdanın alınması (sindirim) daha az gerçekleşecek ve hastalık şartlarının artmasıyla dışkı yeşilleşecektir. İyi sağlık koşulları, iyi bir ilaç tedavisi ve temiz ve kuru bir hava hastalığın aşılmasında hep beraber esas olarak gereklidir.

BELİRTİLER

Sindirim bozuklukları Ø
İsal ya da sulu dışkı Ø
Diğer hastalıklara neden olma Ø
Kızışmama, geç kızışma,çiftleşmeme Ø

ÖNKORUMA

Yeni yetiştirdiğiniz kuşları çifte atmadan bir ay Ø kadar önce ilaçlayın
Geç gelen, kaybolup geri gelen ya da satıştan dönen Ø kuşlarınızı ilaçlayın
Satın alınan kuşları ilaçlayın Ø
ETKENLER

Kirli ve mikroplu sandıklar, pazar yeri ortamı, taşıma çantaları Ø
Ø Damlarda ya da su kaplarında bulunan mikroplu sular
Kirli ve mikroplu Ø yemlikler ya da mikroplu yerden yemlenme
TEDAVİ

İlaçları dozajında Ø ve sürecinde kullanın ve zamanında değiştirin
Yeni bir enfeksiyonla Ø karşılaşmayana kadar kümesi günde en az bir sefer temizleyin
Kümesi Ø düzenli olarak dezenfekte edin ve yerleri yakın
KORİZA (CORIZA)

Evcil güvercinlerde sıklıkla karşılaşılan koriza bir üst solunum yolları enfeksiyonudur. Karmakarışık koriza bir çok nedeni olan çok işlevli bir hastalıktır.

Herpes virüsü enfeksiyonu Ø
Chlamydophila enfeksiyonu Ø
Mycoplasmes enfeksiyonu Ø
E. Coli bakterisi enfeksiyonu Ø
nedenlerdendir. Bu enfeksiyonlarla güvercinlerde performansın düştüğü ve hastalığın belirdiği (koriza) tanımlanır. Kötü sağlık koşulları, kötü bir havalandırma,aşırı nüfus böyle solunum yolları sorunlarını tetikleyen başlıca etkenlerdir.Bu hastalığın bazı kronik türlerinde tedavi güç olur ve uzayabilir.

BELİRTİLER

Başlarda çok az bir klinik belirti vardır Ø
Ø Uçuş performansında düşüş
Aksırma, burun akıntısı Ø
Gaga açma Ø
Ø Hırıltılı ya da sesli soluma
Gözde akıntı ve mükozda parlama Ø
Bazen Ø kafa tüylerinde kabarma (kulak kenarlarındaki tüylerde karışıklık)
ÖNEMLİ

Solunum problemlerinde her zaman bir trikomonoz enfeksiyonu olup olmadığı doğrulanmalı, eğer var ise bunun da mutlaka tedavisi yapılmalıdır.
EKTOPARAZİT TÜRLERİ

Güvercinlerde ektoparazitlerden bahsedildiği zaman kuşun üzerinde bulunan bütün asalaklar (bit, pire,kene,atsineği,uyuz,vs...) akla gelmelidir.Tüyleri ufalayan bitler (Columbicola columbae) gibi bazı ektoparazitlere sıklıkla raslanmaktadır. Bu bit yumurtalarını tüylerin sapları dibine bırakmakta ve kendisi de tüylerin üzerlerinde yaşamaktadır.
Endişelenmesi gerekilen bir diğer ektoparazit ise kuşların kuyruküstü tüylerinin altında yaşayan kuyruksokumu kenesidir.(Campanulotes bidentatus) .Kötü şartlarda yaşayan güvercinler parazitlerle daha sık karşılaşmaktadır. Bunun gibi telek tüyleri arasında yaşayarak tüylere zarar veren ve kuşu da etkileyen birçok asalak bulunmaktadır.
Esas olarak tüylerde yaşayan pirelerin (Neoknemidocoptes) getirdiği enfeksiyonlara raslansa da ayaklarda yaşayan pirelerin(Knemidocoptes mutans) enfeksiyona neden olduğu da nadir olarak görülmektedir.
Güvercinde kansızlık ya da zayıflık durumunda mutlaka her zaman kümesin, yuvalıkların çatlaklarında yaşayan kırmızı bit ya da kan emici (Dermanyssus gallinae) bit akla gelmelidir.Bu kan emiciler gece ortaya çıkarak büyük miktarlarda kan emip kuşlarda ağır bir kansızlığa neden olabilirler.

BELİRTİLER

Ø Güvercinin kondüsyonunda bozukluk
Birçok zaman tüyleri kabartma Ø
Ø İrkilme, panik, elde çırpınma
Ele alınınca tüylerin dağılıp dökülmesi Ø
Zaman zaman kansızlık Ø
ÖNEMLİ

Tedavi uygulandığı gün kuşlar tüylerindeki ilaçlı su yüzünden uçurulamayacaklardır. Toz ile yapılan tedavilerde de tozun ziyan olmaması için uçurulmamalıdır. Bu tedaviden sonra kuşların tüylerinin ıslatılmasından kaçınılmalıdır ki tozlar akıp gitmesin.

ÖNKORUMA

Kümesteki bütün kuşlara ayda bir ilaç uygulanmalıdır.

HEKZAMİTİAZ (HEXAMITHIASE)

Hekzamitiaz bir kırbaçlı protozer (hexamita columbae). enfeksiyonudur. Hexamitiaz (hatalı olarak trikomonoz bağırsak olarak da adlandırılır) esas olarak bahar ve yaz aylarında ortaya çıkar. Bir başka deyişle yavruların sıcak isalleriyle belirir.
Hekzamitiaz ile aynı arazları taşıyan bir enfeksiyon olan adeno-colinin ayırdedilmesi genellikle çok zordur. Gerçekten hangi sorun ile karşı karşıya olunduğunun bilinmesi için bir veteriner ile temasa geçilmesi işte bu yüzden her zaman tavsiye edilmektedir.
BELİRTİLER

Kusma ve mide-bağırsak sorunları Ø
Akışkan ve kötü kokulu dışkı Ø
Aşırı susama Ø
Hızlı kilo kaybı ve Ø küskünlük
Nadiren ölüm Ø
ÖNEMLİ

Hekzamitiazın doğru teşhisi vücut ısısındaki dışkının mikroskopla incelenmesi olmadan yapılamaz. Bu dışkının içinde kımıldayan kırbaçımsılar (trikomonozdaki gibi) görülecektir.
GÜVERCİNLERDE İSHAL

Son zamanlarda güvercinliklerde en sık raslanan sorunlardandır. Genellikle adenovirüs ya da E-koliye bağlı bir enfeksiyondan kaynaklanmaktadır. Adenovirüs tip 1 durumunda içinde zengin protein yataklarının bulunduğu bağırsak zarlarının bozulması söz konusudur.Bu zengin protein yatakları her yerde gelişen ve esas bağırsak duvarını istila eden E-koli bakterilerinin gelişimi için ideal bir ortamdır.E-koli bakterisi kana nüfus eden toksik maddeler üretir. Böylece güvercinler hızla hastalanırlar ve ölürler,hatta ani ölümler de gerçekleşir.

BELİRTİLER

Boş bir kursak ve Ø sindirim bozuklukları
Kusma Ø
Yeşil ve akışkan bir dışkı Ø
Ø İştahsızlık ve küskünlük
Nadiren de olsa ölüm Ø
ÖNEMLİ

Enfeksiyon durumunda tüm güvercinler tedaviye alınmalıdır. Hastalık süresince hafif tohumlarla besleme yapılmalıdır. Poteinsiz tohumlar,pirinç,mısır gibi tercih edilmeli,kuşlar dinlendirilmeye alınmalıdır.

ORNİTOZ (ORNITHOSE)

Ornithoz Chlamydophila psittaci bakterisininin neden olduğu bir solunum yolları enfeksiyonudur. Bu enfeksiyon güvercincilikde ki en önemli yıkıcılardan bir tanesidir. Bakteri ilk önce esas olarak sadece üst solunum yolları enfeksiyonuna neden olur ama ilerledikçe diğer iç organlarda da (karaciğer,akciğerler,dalak) enfeksiyon oluşturabilir.

BELİRTİLER

Göz çevresinde yanma, iltihaplanma Ø
Hırıltılı soluma Ø
Ø Gırtlak ve üst solunum yollarında kızarıklık ve şişkinlik
Pislenmiş burun Ø ucu
Kabarmış bir kafa (kulak kenarlarında karışmış tüyler) Ø
Ø Halsizlik, keyifsizlik
ÖN KORUMA

Kümeslerde güzel hava şartları sağlanmalı (havalandırma, ısı ve nem) .Hastalıklı kuşlar uzun süre karantinada bırakılmalıdır.

ETKENLER

Diğer hastalıklı kuşlarla direk temas Ø (pazar sandıklarında, taşımalarda vs.)
Ana babadan yumurta yoluyla Ø
Ø Ornitoz ortamı bozuk kümeslerde (hava cereyanı olan, rüzgarlı, kalabalık,pis) daha kolay bulaşır.
PARAMİKSO (PARAMİXO)

Paramikso ya da Newcastle hastalığı güvercinlerde en yaygın olan virüse dayalı bir enfeksiyondur..Bu çok bulaşıcı hastalığın sağlık kurumlarına bildirilme zorunluluğu vardır.(Tabi ki Avrupa ve Amerika'da.Türkiye'de kimsenin ilgilendiği yok).Hastalığa tüydeki kuşlar ve zayıf kuşlar daha da duyarlıdır.Aşısız kuşlar her zaman hastalanma riski taşırlar.

BELİRTİLER

Aşırı susama Ø
Akışkan dışkı Ø
Kafa titremesi (sonrasında sallabaşlık) Ø
Ani tepki, korkma, büzülme Ø
Yemlik başında düşünme Ø
Denge kaybı, dengeyi bulamama Ø
ÖNEMLİ

Tedavi sonrası, iyileştikten sonra kuş ancak 2,3 ay sonra tam olarak uçma performansını yakalayabilir.Bazı kuşlarda eser kalabilir.(Sallabaşlık,yerleşmiş bağırsak bozukluğu ve isal,vs).

Bazı ülkelerde bütün evcil güvercinlerin bu hastalığa karşı aşılanması zorunluluğu vardır. Türkiye bu ülkelerden değildir!

ÖNKORUMA

Dördüncü haftasından itibaren bütün güvercinlere senede bir aşı yapılmalıdır.

PARATİFOZ (PARATYPHOSE SALMONELLOSE)

Kuşçular için en korkunç hastalık paratifosdur. Hastalık etkeni, güvercinliklerde varsayılandan daha yaygın olarak kol gezen Salmonella typhimurium Kopenhag türü olarak adlandırılan bir bakteridir.

Hastalık esas olarak bir bağırsak enfeksiyonu (isal) şeklinde kendini gösterir ama bağırsaktan kana sirayet ettikten sonra eklemleri,iç organları ve sinir sistemini etkileyebilir.Bakteri birçok kümeste belirtilerini net şekilde göstermeden varlığını sürdürmekte ve nedensiz yavru kayıplarına ve uçuş bozukluklarına neden olmaktadır.Bu yüzden çok dikkatli olunmalı, gerekirse belirli aralıklarla koruyucu tedavi uygulanmalıdır.

BELİRTİLER

Bağırsaklarda: Yeşilimsi akışkan bir dışkıyla Ø kendini gösteren iltihaplanma.
Eklemlerde: Dirsek şişmesi ya da ayak bilek Ø eklemlerinde topallama,şişme ve kanatlarda düşüklük.
Organlarda: Ø Karaciğer,dalak,kalp ve yumurtalıklarda urlanma ve abse.Buna bağlı olarak azalan bir performans ve de verimlilik ve son olarak da ölüm
Sinirlerde: Denge Ø bozuklukları ve sallabaşlık
Ağır vakalarda: Kümeste,yerlerde, yuvalıklarda Ø ölümler
ETKENLER

Başka bir hasta kuş ile direk temas (mesela pazar Ø sandıklarında ya da taşıma kaplarında)
Direkt hastalıklı doğma (ana baba Ø hastalığı yumurta yoluyla yavruya geçirebilirler).

STREPTOKOK (STREPTOCOQUES)

Streptokokların neden olduğu enfeksiyonlar ilk kez Belçika'da 1990 da tanımlanmışladır. Bir çok güvercin klinik bir belirti göstemeksizin bu organizmanın (Streptococcus gallolyticus) taşıyıcısı durumundadır. Organizma daha çok kötü sağlık koşulları olan güvercinliklerde yetiştirme döneminde ortaya çıkar.Bu enfeksiyon zaman zaman da paratifo enfeksiyonuna eşlik ederek belirir.

BELİRTİLER

Her yaş Ø güvercinde ani ölüm
Göğüs kaslarında urlanma oluşumu Ø
Zayıflama Ø
Ø Bir kanat ya da iki kanatın sarkması
Topallama Ø
Yeşilimsi akışkan Ø dışkı
Sinirsel belirtiler Ø
Kötü duruş, keyifsizlik,düşünme hali Ø
ÖNKORUMA

Yerlere ızgara yapılarak güvercinlerin pislikle dolaysız teması önlenmeli.Güvercinliği her gün temizleyin ve çok kuş doldurmaktan sakının.

TRİKOMONOZ (TRICHOMONOSE)

Bu çok bulaşıcı hastalığa Avrupa ve Amerika'da, özellikle posta güvercinlerinde sıklıkla raslanılmakla beraber şükürler olsun ki Türkiye'de o kadar yaygın değildir.Bana göre en korkulması gereken güvercin hastalıklarının başında gelmektedir.Trikomonoza (Trichomonas columbae) gırtlağa,kursağa,yemek borusuna yerleşen ve bir çok başka hastalığı da beraberinde getiren tek hücreli kırbaçımsı bir parazit neden olur.

Hastalığın hafif seyrettiği dönemlerde ancak hafif bir kondisyon kaybı,gırtlakta sulanma,yumurtadan kesilme gibi belirtiler gözlemlenmekle hastalık göz ardı edilebilir. Ancak ağır vakalarda gırtlakta ve ağız içinde sert kalkerimsi sarı tabakalara raslanabilir.Gözlerde sarılık dikkat çeker. İç organlarda urlanma oluşur.Ağır karaciğer bozukluğu görülür.Yavru kuşlarda ani ölümlere raslanabilir.Yolaçtığı urlanma ve karaciğer bozukluğu geri dönülmez arazlar bırakacaktır. Kokidiyozun tersine güvercin bu parasite karşı herhangi bir savunma ve dayanıklılık geliştiremez. Bu yüzden mutlaka hemen ilaçlı tedaviye geçilmelidir. Hastalığın hafif seyrettiği durumlarda bile ilaçlı tedavi şarttır.

BELİRTİLER

Gaga içinde sarı tortu Ø
Sindirim Ø bozuklukları (ishal)
Solunum sorunları Ø
Kızışmama, çiftleşmeme, Ø yumurtlamama
Karaciğer bozuklukları Ø
İç organlarda urlanma Ø
Ø Uçmama, kötü uçuş

ÖNEMLİ

Aynı anda kümesteki bütün kuşlar Ø tedaviye alınmalıdır.
İlaçlama belirtilen şekilde yapılmalı ve ilaçlı su Ø belirtilen zamanlarda değiştirilmelidir
Kümes, yemlikler, suluklar iyice Ø temizlenmelidir ve dezenfekte edilmelidir
ETKENLER

Yavruların Ø beslenmesi sırasında ana baba yoluyla
Hastalıklı kuşlarla direkt temasla Ø (sandıklarda, taşımalarda)
Hastalıklı kuşların su içtikleri suluklardan su Ø içerek.
KURTLAR (VERMINOSE)

Kurtlar güvercinlerde daha az önemli sorunlar yaratan dertlerdendir. Çoğunlukla bir ascaridioz ( Ascaridia columbae) ve/veya bir kapillarioz ( Capillaria spp.) enfeksiyonlarından bahsedilir. Zaman zaman askarider dışkı içinde ince bir ip şeklinde mikroskopsuz da (çıplak göz ile) görülebilir.Bu kurtlar ince bağırsağın başına yerleşir ve varlıklarıyla ince bağırsağı kilitlerler. Aynı zamanda gıdanın alınmasının (sindirimin) yavaşlamasına neden olarak sürekli bir zayıflığa ve kondisyon bozukluğuna yol açarlar.
Askaridioz asalağının tersine kapiller asalağında enfeksiyon çıplak göz ile hiçbir zaman teşhis edilemez. Bir mikroskop ile inceleme gerekir.Kapiller herhangi bir hayvan türüne özgü değildir ve askarider asalağının tersine tavuklarda, hindilerde, bıldırcınlarda ve güvercinlerde bulunabilir.Bu asalağın az bir yoğunlukta bile bulunması güvercinin kondisyonunda kötü bir etkiye neden olabilir.
Güvercinlerde nadir olarak da tenyaya (Hymenolepis columbae) raslanır.Böyle bir durumda bir güvercinde tenya var ise de bunun kümesdeki diğer güvercinlere dolaysız olarak bulaşması mümkün değildir.

BELİRTİLER

Sindirim bozuklukları Ø
Duruş ve Ø halde bozukluk, keyifsizlik
İştahsızlık olmamasına rağmen zayıflama Ø
Ø Kusma
Yeşilimsi akışkan dışkı Ø
Dışkıda göz ile görülebilen kurtlar Ø (yalnızca ascaridioz durumunda)
Kansızlık (esas olarak kapillarioz Ø durumunda)

ÖNEMLİ

Bütün kuşları aynı anda tedaviye alın ve kümesi çok iyi temizleyip tabanı pürmüzle yakarak ya da kimyasal bir madde ile temizleyin.

ETKENLER

Diğer hasta ya da taşıyıcı kuşların dışkılarından boşalmış olgun yumurtaların yutulması ile bulaşır.


Not: Hazırlayan:Yahya Kemal Yılmaz

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

Etiketler :

Kümes Malzemeleri

16/9/2008 · Kategori: Kumes Malzemeleri



Gösteri Kafesi:
Revir, eşhane ve pırıltı kafesi olarakta kullanılabilir. Galvenizli telden yapılmıştır. Üstten kapaklıdır.


Mamalıklar:
Plastik mamalıklar özel yemleme, mineral verme ve gösteri kafeslerinde kullanılır. Geçme kancalıdır.



Mineral:
Güvercin sağlığı için vazgeçilmez olan mineraller aynı zamanda sindirim taşı görevini yaparlar.

Suluklar:
5 Lt'lik ve 2,5 Lt.lik olmak üzere iki çeşittir. Güvercinler için üretildiğinden su haznesine yabancı madde almayacak şekilde tasarlanmıştır.

Taban Izgarası:
Sağlıklı güvercinler için vazgeçilmez olan taban ızgaraları uzun ömürlüdür ve kolay temizlenir.


Bekar Tünekleri:
Eşsiz güvercinler ve yavrular için üretilmiştir. Özel tasarımı sayesinde tüy kirlenmelerini ve tünek kavgalarını önler.

Yemlik:
Ahşaptan üretilmiş yemlikler üstündeki pırdöndü sayesinde güvercinlerin konmasına olanak vermeyecek biçimde tasarlanmıştır.


Yuva Izgarası:
Yuvalıkların altına konarak kullanılan özel ızgaralar güvercin dışkısını ve kuşsütü artıklarını ulaşılamaz kılar.

Yuvalık:
Plastikten mamül yuvalıklar yumurta zaiyatını önler ve yuvada hijyen sağlar. Temizlenmesi hızlı ve kolaydır.









Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Etiketler :

Adana (Dewlap) Resimleri

16/9/2008 · Kategori: Adana _Dewlap_ Resimleri


#001

#002

#003

#004

#005

#006

#007

#008

#009

#010

#011

#012

#013

#014

#015

#016

#017


#018


#19

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Etiketler :

Çeşitli Güvercin Künyeleri

16/9/2008 · Kategori: Guvercin Kunyeleri


#01
Seri Nummarılı Veya İsimli Güvercin Künyeleri

#02
Klips Şeklinde Güvercin Künyeleri


#03
Halka Şeklindeki Güvercin Künyeleri


Güvercin Künyesini Ayaga Takılma Şekli





Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Etiketler :

Kuluçka Ve Sinir Sistemleri

15/9/2008 · Kategori: Guvercinlerde Ureme



Kuluçka


Eşleştikten bir hafta sonra genelde bir gün arayla yumurtlanan iki yumurta 17-19 gün sonra kırılır. Güvercin yumurtası ilk yumurtlandığında 15 gram kadardır. 11 gram kadar doğan yavruların 7. günde ağırlıkları 70, 14. günde 170 g.'a kadar ulaşır. Yavrular 20 günlük olduğunda önlerine yem konulmalı ve yemi görmelidirler. 24-25 günlükken konulan yemleri yemeğe başlamaktadırlar.

Sinir Sistemi

Güvercinlerde kafatası ile beyin arasında bulunan ferromanyetik bazı tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimler haline gelmişlerdir. Güvercinler bu sistem sayesinde yerin manyetik alanındaki değişimleri hissedebilmektedirler. Bu sistem güvercinlerin çok uzaklardan uçurulduklarında bile yönlerini kolaylıkla bulabilmelerine yardımcı olmaktadır. Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır. Omurilikten ayrılan sinir sistemi, bütün organlara ve kaslara kadar dağılır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Etiketler :

Adana (Dewlap) Güvercinleri

15/9/2008 · Kategori: Adana Kuslari Hakkinda


Adana (Dewlap) Güvercininin Özelliği Dalıcı Olmasıdır

Mükemmel posta demek bulutların içine kadar birbirinden ayrılmadan, kısa sürede, salmanın etrafından çok fazla ayrılmadan (düşmeden) yükselmiş üç kuşun, sadece kuru ( diğer kuşları açmadan) parlak ile anında hiç caymadan ve dönmeden ( döneklerdeki gibi bir iniş, hem sahibi hem kuş için prestijin zedelenmesi anlamına gelir) aşağıya kadar dalmasıdır. Ek olarak kuşlar dalma esnasında çırpınırlarsa (daha önce inmek için yarışırlar) seyre doyum olmaz. Bazı kuşçular çırpınan, bazıları ise oklava gibi oynamayan kuşları severler. Ama genelde, çırpınan kuşlar daha makbuldür. Cayan, yavaş inen, yavan inen, dönen kuşlara iyi gözle bakılmaz. Bunlar genelde yadırgaya (yabancı kuş tutarken kullanılan seviye olarak ikinci sınıf kuşlardır) uçurulur. Amaç, seyir değildir. Genelde tek amacı başkasının kuşlarını tutmak olan kötü niyetli insanlar tarafından beslenir.

Bilindiği üzere çeşitli renklerde ve boylarda olan bu cins, bazı yöresel özellikleri dışında aynı karakteri taşımaktadır. Yüksek uçup, hızlı kanat çırpıp, 2 yada 3lü havalanma ve hızlı iniş karakteristik özellikleridir.
Yetiştiriciler tarafından aranan özellilerinin başında yüksek uçuş ve hızlı iniş gelmektedir. Ortalama olarak 10 ila 15 dakika havada kalma süresi, 150-200 metre yükselme ve 110-160 kmh iniş hızı iyi bir ırkta gözlenebilir.
Yine ek bir bilgi olarak yaşam süresi 11-13 yıl ve performanslı uçus süresi 8-9 yıldır.
Genel Bilgi
2-3- aylıktan itibaren terbiye edilmeye başlanır ve 7 aylıktan sonra çiftleştirilir. Uçum yapmak için çoğunlukla erkek kuş idealdir. Ancak dişilerde erkekler kadar başarılı olabilir. Performanslı ve yüksek kalitede uçuş için uçuş ömrü içinde 1 veya 2 defa yaru besletilir. Daha fazlası iyi uçumu etkiler. Dolap denilen iki kuşun sığabileceği yuvalarda beslenir ve geceleri dolaplar kapalı tutulur.
Ayrıntılı Bilgi
Töme (kısa gaga) ve tartaç (uzun gaga) olmak üzere iki tipte Adana cinsi vardır. Tartaç daha çok Adana ve Ceyhan yöresi yetiştiricileri tarafından tercih edilir. Töme ise Tarsus'da yoğun olarak gözlenir. Mersin ve civarinda ise iki tipde yoğun olarak bulunur. Bu cinsin yumurta ve tagrit dönemi olmak üzere iki ayrı uçum dönemi vardır. Tagrit dönemi erkek kuşun dişi kuşa ilgisinin en yoğun olduğu dönemdir ve bu dönemde uçumlar bu irkin tanımlanan tüm özelliklerini sergiledigi şekilde gerçekleşir.

Düz iniş ve makaslı iniş adı altında Adana ırkı kuşlar hünerlerini sergilerler. Düz iniş Adana çevresinde gözlemlenir. Makaslı iniş ise Mersin'in özelliğidir.
Düz inişde kuş çağırıldığı zaman kuş bulunduğu yerden yuvasına doğru pike yapmaya başlar ve donuk bir biçimde yuvaya iner. Makaslı inişte ise önden gelen kuş donuk iner takipci yada takipcileri mutlak suretle yere doğru kanat çırparak inerler. Bazı durumlarda öncü kuşda makas yapabilir. Makaslı inişten dolayı bu tür kuşlar diğerlerine nazaran daha hızlı iniş yaparlar.

Bahar ve yaz döneminde yavru alınır.
Bu yavrular güvenilir bir yada iki kuş tarafından terbiye edilir.
Terbiye işlemi öncelikle kanat hamlıklarının alınması, nefeslendirme, ikili yada üçlü uçurma alıştırma, yükseltme ve hızlı iniş şeklinde gerçekleştirilir.
Bu işlemden sonra kuş öncü ve arkçı olarak uçum özelliğine göre ayrılır ve seyretmeye doyulmayacak uçuş hatına başlar.

Dünyada “Adana Dewlap” adı ile tanılan bu güvercinler, yurdumuzda Adana adı ile bilinmektedirler. Almanya’da “Adana wammen” ya da “kupeli dewlap” adı ile tanınırlar. Ülkemizde ağırlıklı olarak Çukurova bölgesinde yetiştirilmektedirler. Adana, Ceyhan, Mersin, Tarsus gibi yerleşim birimlerimizde yoğun olarak bulunurlar.

Ancak bu güvercinler Güneydoğu bölgemizdeki yerleşimlerin yanı sıra diğer bölgelerimizde de beğenilmekte ve beslenmektedirler. Yabancı kaynaklarda köken olarak Lübnan dewlaplarından (Lübnan gerdanlı ırkları) geldiklerine ilişkin bilgiler bulunmakla birlikte, bu bilgilerin doğruluğu tartışılabilir çünkü Adana ırkı güvercinler ile Lübnan dewlapları ile arasında gerek fiziksel gerekse uçuş özellikleri bakımından belirgin farklar bulunmaktadır. Osmanlı döneminden beri ülkemizdeki yetiştiriciler tarafından uzun yıllar içinde ırka farklı özelliklerin de katılmasıyla kendine özgü bir renk, form ve uçuş özelliği kazanan bu güvercinler, bugün Suriye’de de yetiştirilmekte ve burada bile Adana adı ile tanınmaktadırlar. Dünyada İngilizce olarak dewlap adı ile bilinen gerdanlı güvercinler ile akraba olan Adana güvercinleri, dewlaplardan ayrı bir ırksal yapıda olmamakla birlikte, farklı bölgesel özelliklere sahip oldukları için ayrı bir bölgesel grup olarak değerlendirilmelidirler. Adana güvercinleri gerdanlı güvercinler içinde ayrı bir ırk olarak yer almaktadırlar. Yurdumuzda bu güvercinlere yerel olarak, “cins”, “yerli”, “küpeli” gibi adlar verilmektedir. Küpeli (Earring Dewlap) denmesinin nedeni, Adana güvercinlerinin bazılarında görülen bir renk yapılanmasından kaynaklanmaktadır. Küpeli olarak adlandırılan güvercinlerde, kuşun kulağının altından başlayan beyaz renkli tüyler boyuna doğru bir küpe gibi uzanırlar. Adana ırkı güvercinlerimizde, gaga yapısı diğer dewlap ırklarına göre biraz daha uzun olan güvercinler de bulunmaktadır. Uzun gaga olanlarına “Tartaç” adı verilir ve Adana ile Ceyhan’da daha çok yetiştirilirler. Gaga yapısı kısa olan ve bu bakımdan dewlap standartlarına daha uygun olduğunu söyleyebileceğimiz diğer tipler ise “Töme” adı ile bilinirler ve Tarsus civarında daha yaygın olarak bulunurlar. Mersin civarında ise her iki tip de bulunmaktadır.
Fiziki Yapıları

Adana güvercinleri diğer Dewlaplardan vücut yapısı olarak biraz daha küçüktürler ve dolayısıyla daha hafif olurlar. Bunun dışında uzun gagalıları saymazsak, tüm fiziki yapıları dewlap ırkı ile aynıdır. Çok karakteristik bir kafa biçimleri vardır. Alın kemikleri gagadan itibaren düz devam ediyormuşçasına uzanır. Alın çukurluğu yoktur. Kafanın üzerinde biraz düzlük bulunur ve bu tip de olanlar “çekiç kafa” olarak adlandırılırlar. Boyunları biraz kalın ve uzundur. Boynun altında bu güvercinlere klasik biçimini veren gerdan yer alır. Gerdan boyun derisinin belirgin ve sarkık biçimde olmasına verilen isimdir. Bu güvercinlerde gerdan hemen gaganın altından başlar ve gaga ile gerdan arasında çukurluk bulunmaz. Bacaklar yay gibi durur. Göz renkleri genellikle kırmızı, koyu portakal ve tonlarıdır. Bazen çakır gözlü olanlarına da rastlanır. Bu güvercinlerin ayakları biraz uzun ve paçasızdır. Kanatlarda baştan itibaren 8 ya da 9 telek beyaz olmak durumundadır. Kuyruk beyaz olmaz kuşun kendi renginde olur.
Renk Çeşitleri Ve Renk Yapılanması

Adana güvercinlerinin çeşitli renkleri bulunmaktadır. Mavi, siyah, beyaz, kırmızı, sarı, bunların başında sayılabilir. Bu renklerin çeşitli kombinasyonları ve tonları görülebilir. Her rengin özel bir adı vardır. Bu renklerden, örneğin mavi olanına Adana’da “Şami” adı verilmektedir. Bu adlandırmanın yanı sıra, her kuşun renk yapılanmasına ve kuşların üzerlerinde bulunan bazı işaretlere göre farklı adlandırmalar da söz konusudur. Bu renk yapılanma sıfatların başlıcaları, Başıbeyaz, Bozuk, Aynalı, Katrani, Muskalı, Gerdanlı, Küpeli ve Safi gibi adlarla bilinmektedir. Örneğin Şami denilen kuş, üzerinde beyaz renk yamaları bulunduruyorsa “Aynalı Şami” olarak adlandırılır.

Sakar: Bu renk güvercinler bütünü ile siyah renklidirler, ancak kanat telekleri beyazdır.

Şami: Bu Renk güvercinler, taklacı güvercinlerdeki gök rengine benzerler. Açık mavi tonda olup kanat üzerleri siyah şeritlidir.

Zırhlı: Şami olarak adlandırılan güvercinlerde, işaret geni “pul” ise bu kuşlara zırhlı denmektedir. Bu güvercinlerin kanatları üzerinde işaret olarak şerit bulunmaz. Bunun yerine pul pul ufak lekeler halinde siyahlıklar bütün kanat üzerine dağılmış olarak gözlenir. Bu açıdan Taklacı güvercinlerdeki çakmaklılara benzerler.

Meverdi: Beyaz ve kırmızı tondaki kuşlara bu ad verilir. Kırmızının değişik tonları görülebilir. Şeritli ve şeritsiz olmalarına göre farklı şekilde adlandırılırlar. Şeritli olanlarına “çubuklu” şeritsiz olanlarına “Şarabi meverdi” denilir.
Renk Yapılanma Sıfatları

Katrani: Şami olarak adlandırılan güvercinlerde işaret geni “yoğun pul” ise bu güvercinler katrani olarak adlandırılmaktadırlar. İşaret geni yoğun pul olduğunda kanatlar üzerindeki siyah lekeler bütün kanat üzerini kapatacak şekilde yayılırlar ve kuşun kanadının üzeri siyah kaplama gibi görünür. Bu açıdan taklacı güvercinlerdeki miskilere benzerler.

Küpeli: Küpeli olarak adlandırılan güvercinlerde, kuşun kulağının altından başlayan beyaz renkli tüyler bir yama şeklinde boyuna doğru uzanırlar ve burada kesilirler. Bu renk yapılanmasına küpe adı verilmektedir. Adana güvercinlerinde küpe yaygın görülen bir desendir.

Sakar: Kuşun gagasının üzerinde, alnının orta yerinde bazen beyaz bir leke bulunur. Yama şeklindeki bu lekeye sakar adı verilmektedir. Adana güvercinlerinde sakar yaygındır. Muskalı adı da verilir.

Aynalı: Adana güvercinlerinde kuşun vücudu üzerinde değişik yerlerinde, özellikle kanatlar üzerinde görülen beyaz büyük yamalara ayna adı verilmektedir. Bu tür güvercinler alacalı bir yapıya sahiptirler. Beyaz yamaların dağılımında belli bir düzen bulunmaz.

Safi: Bu tür güvercinler beyaz ağırlıklıdır. Ancak boyun kısımları renkli olur.
Uçuş Özellikleri

Her şeyden önce Adana güvercinleri renk için yetiştirilmezler. Bu güvercinlerde renk önemli değildir. Bu güvercinler tam bir performans kuşudurlar. Adana güvercinleri uçuş özellikleri bakımından diğer dewlaplardan farklı özelliklere sahiptir. Özellikle dalış şekilleri farklıdır. Adana güvercinleri fazla uzun süreli ve büyük gruplar halinde uçurulmazlar. Daha çok 3–4 kuşluk gruplar halinde uçurulurlar. Her bir gruba “Posta” adı verilir. Her posta, postadaki en iyi kuşa göre isimlendirilir. Örneğin Zırhlı postası, Küpeli Şami postası gibi. Her posta içinde bir kuş “Öncü” olarak adlandırılır. Diğerleri ise “Takipçi” olarak adlandırılırlar. Öncünün özelliği aşağıdan parıltıyı gördüğünde dalışı başlatmasıdır. Takipçiler ise öncüyü izlerler. Sadece takipçilerden oluşan bir postayı aşağıya indirmek çok zordur. Her posta uçuş stillerine göre özel olarak seçilerek birleştirilmiş kuşlardan oluşur. Bu seçimi yetiştirici yapar. Bir postayı oluşturmak gerçekten tecrübe gerektirir. Yanlış oluşturulmuş postalar, posta içindeki iyi kuşların performansını olumsuz etkiler. Uçurulduklarında havada daireler çizerek yavaş yavaş yükselirler. Nokta yüksekliğe kadar çıkabilmektedirler. Ancak yerden yönetebilmeleri için çok yükseğe çıkmaları tercih edilmez. Uçurulan bir postanın 15–30 dakika içersinde istenen yüksekliğe ulaşması beklenir. En önemli uçuş özellikleri dalıcı olmalarıdır. Yerden verilecek bir pırıltı veya işaret sonrası hızla dalışa geçerler. Dalış sırasında kuştan beklenen kanatlarını kapatmasıdır. Kanatlar açık olmamalıdır. Ancak bazı güvercinler dalma sırasında kanat çırparlar. Bu tür kuşlar daha çok tercih edilmektedirler. Ayrıca dalış sırasında kuş sarmal dönme yapmamalıdır. Yere gelmeden az önce kanat açarak fren yapar ve konarlar. Adana güvercinleri iki kuşun ancak sığabileceği kapısı kapanabilen küçük bölmelerden oluşan dolaplarda barındırılırlar. Dolapların kapakları geceleri kapalı tutulur. Dolap içinde her çiftin kendine ait bir bölmesi bulunur. Uysal ve sakin yaradılışlı olun Adana güvercinleri dolap içindeki kendi bölmelerine kolaylıkla alınabilirler. Hatta bölmenin kapağını açtığınızda kendiliklerinden dolaba girerler. Bu özellikleri önemlidir çünkü ikinci postanın uçurulması için ilk postanın dolaba alınması gerekmektedir. Bir posta havada iken genellikle ikinci posta uçuşa bırakılmaz. Bir Adana kuşundan beklenen yüksek uçuş ve hızlı iniştir. Adana kuşları iki tip iniş sergilerler. Düz iniş adı verilen şekilde, kuş yuvaya doğru pike yapar ve dönük bir biçimde yuvaya iner. Düz iniş daha çok Adana çevresinde gözlenir. Makaslı iniş adı verilen diğer tipte önden gelen kuş dönük olarak iner, onu takip eden kuşlar mutlaka yere doğru kanat çırparak inerler. Bazı durumlarda öndeki kuşun da kanat çırptığı (makas yaptığı) görülür. Makaslı inişte, iniş hızı daha fazladır. Makaslı iniş Mersin çevresinde gözlenir. İyi bir Adana kuşunun 200 m. kadar yükselmesi, 15 dakika kadar havada kaldıktan sonra 1-2 saniye içinde dalışını bitirmesi gerekmektedir. Bu kuşların dalış sırasındaki hızları 100–130 km/sn kadar olabilmektedir. Kuşlar uçurulduktan sonra aşağıdan verilecek pırıltının zamanı çok iyi tayin edilmelidir. Pırıltı, kuşların yüzü salmaya dönük olduğunda verilmelidir. Böyle olduğunda kuşların pırıltıya verecekleri yanıt çok hızlı ve seri olmaktadır. Eğer aşağıdan pırıltı verilmezse uçuşlarını 1-2 saat kadar sürdürürler.
Uçuş Eğitimi

Adana güvercinlerine bu uçuş özelliklerinin kazandırılabilmesi için, 2–3 aylık yavru iken eğitime başlamak gerekmektedir. Uçuş için genel olarak erkek güvercinler seçilirler. Ancak dişilerin de benzer bir performans göstermesi mümkündür. Eğitime tabi tutulacak yavrular, yavrulara kazandırılmak istenen özelliklere sahip diğer güvercinler ile birlikte uçurularak belli özellikleri görmeleri sağlanır. Eğitim önce kanat hamlıklarının alınması ile başlar. Daha sonra bunu nefeslendirme takip eder. Adana güvercinleri ikili ya da üçlü gruplar halinde uçurularak alıştırılırlar. Uçuş sırasında istenen yüksekliğe çıkmaya alıştırıldıktan sonra verilen işareti takiben hızlı dalış geliştirilir. Bir yavru bu eğitimi aldıktan sonra uçuş özelliğine bakılarak öncü veya artçı olarak belirlenip düzenli uçurulmaya başlanır. Eğitimli bir Adana kuşunun bu performanslarını ortalama 8 yıl kadar sürdürebildikleri gözlenmiştir. Ömürleri ortalama 12 yıl olan bu güvercinler, 7 aylık olduklarında çiftleştirilirler. Bahar ve yaz dönemleri yavru alma dönemleridir. Bu kuşların yumurta ve tagrit dönemi adı verilen iki ayrı uçuş dönemi vardır. Tagrit adı verilen dönemde erkek kuş dişiye karşı çok kızgın (istekli) bir durumdadır. Bu dönem kuşların uçuş sırasında performanslarının dorukta olduğu bir dönemdir. Bu kuşlardan daha iyi performans elde edebilmek için, bu kuşların yavru bakmalarına izin verilmez. Bütün ömrü içinde 1 ya da 2 kez yavru bakmaları uygun görülür. Daha fazlası uçuş performansını olumsuz etkilemektedir. Yetiştiricilerinin vereceği işaretleri anlayıp öğrenebilmesi için defalarca uçurularak antrenman yaptırılırlar. Bu güvercinler gerçekten de zeki kuşlardır. Bu çalışma temposu içinde yetiştiricileri ile aralarında belli bir anlaşma gelişir. Bu bakımdan Adana güvercinleri yetiştiricilerinin ilgisine sürekli ihtiyaç duyarlar. Adana güvercini yetiştirmek uzun bir tecrübe gerektirir. Yetiştiricinin kuşlarının özelliklerini ve kendilerine özgü yeteneklerini çok iyi algılayabilmesi şarttır. İyi bir yetiştirici elinde olmayan iyi kuşlardan iyi bir performans beklemek boşa olur. Son yıllarda yurt dışına götürülen Adana kuşlarından beklenen verimin alınamaması, yabancıların Adana kuşlarını diğer dewlap ırkları ile aynı gibi görmelerine neden olmaktadır. Bu durum kanımca yurt dışında gerçekten tecrübeli yetiştiricilerin olmamasından kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra Adana güvercinlerinde son yıllarda farklı gerdanlı ırklarla yapılan eşleştirmeler sonucu “Çandır” adı verilen melez ırklar ortaya çıkmıştır. Bu tür bilinçsizce yapılan eşleştirmeler sonucu Adana ırkına özgü dalma özellikleri yok olma eğilimine girmiştir. Bu durum Adana ırkı için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Adana güvercinleri son yıllarda Almanya’da çalışan Türk işçileri tarafından Almanya’ya götürüldüler. Bu nedenle bugün Almanya’da da tanılan ve bilinen bir ırkımızdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Etiketler :